Husilerin Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği son saldırılar, Türkiye’deki Suudi Arabistan düşmanlığının aslında yıllarca İrancılar tarafından pompalandığını bir kez daha gözler önüne serdi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı, Husilerin ise Babülmendep Boğazı’nı kapatması, bölgedeki Körfez ülkelerini doğrudan, ABD yi ise dolaylı olarak etkilemiştir. Dolayısıyla süreçle ilgili oluşturulan “ekonomik zarar algısı” aslında yanlıştır.
Husilerin 2014 yılından bu yana Yemen’e verdiği maddi ve manevi zarar, ABD ve israil’e verdikleri zarardan çok daha büyüktür. Yıllarca Lübnan ve Suriye’de Sünni halkın hakkını gasp ederek katliamlar yapan Hizbullah, Irak ve Suriyede adeta cadı avına çıkar gibi Sünni avlayan Haşdi Şabi ve Aralık 2025 te Suriye’de devrilen rejim neyse, Husiler de tam olarak odur. Tum bu yapıların ipini ise yıllarca çocuk, kadın, yaşıı demeden bolgede insan katleden Iran elinde tutmaktadır.
Bu bağlamda, geçmişte Suudi Arabistan’ın uzun yıllar bölge ülkelerinden uzak durup ABD’ye yakın durması, bölgede kalıcı müttefikler edinememesine neden olmuştu. Hal böyle olunca, şimdi bu denklemi kurmakta zorlanıyor. Geçtiğimiz aylarda imzalanan Mekke Anlaşması da bu bağlamda pozitif bir gelişme olabilir.
Bizim açımızdan da bu anlaşma; bolgesel güç olma yolunda, artık sınır meselelerimize doğrudan müdahale ettiğimiz gibi sınırların ötesindeki meselelerde de söz sahibi olmamızı ve bölgesel denklemde yer almamızı sağlıyor. Kaldı ki bölgesel güçler ya da bölgesel güç olma yolunda ilerleyen devletler bu yayılımı yaparken bizim sınırlarımız içerisinde oturmamız, tehlikeyi bertaraf etmekten çok üzerimize çekmemize neden olur.
Ülkemiz; “Husilerin Kutsal Mekke Şehrini hedef alan….” şeklinde devam eden yapmış olduğu resmi açıklamada bile füzenin nereden nereye atıldığını beyan etti. Günümüz dünyasında bir füzenin nereden nereye ateşlendiğini öğrenmek şu anda oldukça kolay ve ulaşılabilir.
Ayrıca bugün, Yemen’de Husiler’in yanında BAE varken artık geri kalanı siz düşünün.
17 Eylül 2026
2 Paylaş:















